sya2001's profilesya2001PhotosBlogListsMore ![]() | Help |
sya2001HOŞGELDİNİZ
|
May 05 Boğa HeykeliBOĞA HEYKELİ
Türkiye’de en bilinen heykel hangisi diye sorulduğunda ilk akla gelen heykeller arasında; İlhan Koman’ın Akdeniz, Canonica’nın Taksim Cumhuriyet Anıtı, Hadi Bara ve Zühtü Müritoğlu’nun beraber yaptıkları Barbaros Heykeli gelebilir ama bunların hiç biri Kadıköy’deki Boğa Heykeli kadar şehirle bütünleşmemiş, hakkında şehir efsaneleri üretilmemiştir. Aslında bakılırsa hakkında üretilen şehir efsanelerinden daha da garip bir öyküye sahip bu heykel. Boğa Heykeli üzerine araştırmalar yaptıkça onun estetik açıdan muhteşemliğinin yanında tarihsel arka planının da ne kadar önemli olduğu ortaya çıktı.İlkokuldan beri her sene tarih derslerimizde okuduğumuz ve hepimizin kulağının aşina olduğu ama bizim dünyamızdan çok uzak olan bir bölgeyi nerdeyse bizimmiş gibi öğrendiğimiz Alsas Loren, Kadıköy’deki Boğa Heykeli’nin geçmişinden bir izdir. Almanya ile Fransa arasında 1800’lü yıllarda gidip gelen küçük bir bölge olan Alsas Loren 1860’larda tekrar Fransa’nın eline geçer. Fransızlar Almanları dize getirmenin sevinci ile bu bölgeye bir anıt heykel dikme girişiminde bulunurlar. O dönem Paris’in en önemli heykeltıraşlarından biri olan Isidore Bonheure ve T. Roulliard’a proje verilir. Daha çok hayvan heykelleri yapan bu sanatçılar Fransızların Almanları azgın bir boğa gibi ezip geçtiğini ima etmesi için bu Boğa Heykeli’ni yaparlar. Heykel büyük bir özgüvenle Alsas Loren’e dikildikten birkaç yıl sonra 1870 yılında Almanya tarihinin en önemli isimlerinden biri olan Bismarck, Alsas Loren için Fransa’ya savaş açar. Alsas Loren’de bulunan maden yatakları onlarca yıl süren ve yüz binlerce insanın ölmesiyle devam eder. Sonuç olarak Almanlar birkaç yılda çok büyük bir ordu toplayıp Fransa’nın üstüne gider ve Alsas Loren’i de topraklarına katar. Fransa’nın Almanları korkutması amacıyla dikilen Boğa Heykeli’ni Almanlar ganimet olarak alıp başkentlerine götürürler. Yaklaşık kırk yıl Almanya’da kalan heykel nereleri süsledi, nerelerde o kızgın bakışlarını etrafa savurdu şu an için bir bilgimiz yok ancak II. Abdülhamit ile başlayan ve İttihat ve Terakki Partisi’nin başa geçmesi ile güçlenen Osmanlı-Alman ilişkileri sırasında Alman İmparatoru II. Wilhelm tarafından heykel İttihat ve Terakki Partisi’nin başındaki Enver Paşa’ya hediye edilir. Heykel böylece İstanbul’a getirilerek Enver Paşa’nın sarayının bahçesine yerleştirilir. I. Dünya Savaşı’nda Osmanlı-Alman birliğinin timsaline dönüşen Boğa Heykeli savaş sonunda yenilgimizle ve Enver Paşa’nın yurt dışına çıkması ile unutulur. 1953 yılında Hilton Oteli’nin yapılmasıyla heykel, duvarlar ardındaki saraylardan çıkarılıp Hilton Oteli’nin bahçesine konur.
Burada da çok uzun durmaz veya durdurulmaz. Harbiye’deki Lütfi Kırdar Spor Salonu önüne, çevresine ve kendine umarsız bir vaziyette konur. Kamu ile de ilk karılaşması ve yoğun ilgi görmesi de bu zamana rastlar. Anlaşılan o ki burada da yeri beğenilmez, Taksim Gezi Parkı’na yerleştirilir. Artık bir orda bir buradadır. 1969 yılında Taksim Gezi Parkı’ndan alınarak Kadıköy’e getirilir. Beşiktaş İskelesi’nin arkasındaki eski kaymakamlık binasının önüne yerleştirilir ama o da olmaz. 1987 (ne yazık ki kaynaklarda bu bile net değildir, tarih bazılarında 1976 bazılarında 1990 olarak da geçmektedir) yılında nihayet gerçek yerini bulur; Kadıköy Altıyol. Alsas Loren’den başlayan şanlı şerefli tarihi unutulmuş, belli bir yeri yurdu olmayan, birkaç senede bir taşınan, fotoğraflarının çekildiği, üzerine binme girişimlerinin yaşandığı, üzerinin kazınmaya çalışıldığı, yazıların yazıldığı eğlencelik bir heykel haline dönüştürülür. Halbuki aynı dökümhaneden çıkmış ve heykeltıraşı Thiebaut tarafından yapılan Emirgan’daki Sakıp Sabancı’ya ait Atlı Köşk’ün atı ise halinden çok memnun Picassoları Dalileri karşılamaktadır. Boğa Heykeli’nin bir diğer kardeşi ise İstanbul Büyükşehir Belediyesi’nin önünde bulunan Aslan Heykeli’dir.
Bugün Kadıköy’ün kalabalığının içinde artık görülemeyecek bir hal alan Boğa heykeli, estetik güzelliğinden bahsedilmeyi bırakın yön gösterme aracına dönmüştür. Boğa Heykeli’nden sağa veya sola terimleri Kadıköy Altıyol’da çokça duyabileceğiniz bir cümledir artık. Alsas Loren’in o ürkütücü canavarı artık yaşlanmış, köklerinden uzaklaştırılmış ama hala eski estetiğini üzerinde barındıran bir heykel olarak hala başını eğip çevresine selam veriyor. March 23 BEGGIN'February 16 Varmısın Yokmusun'da CMYLMZDecember 16 KİM DEMİŞ TARİH SIKICIDIR DİYEKİM DEMİŞ TARİH SIKICIDIR DİYE
K A Y N A K : http://www.gelenkutum.com/2008/12/kim-demis-tarih-sikicidir-diye.html November 06 PİRİ REİS VE DÜNYA HARİTASIGeleceği Gösteren Harita
İnsanoğlu her ne kadar uzay keşfine çıksa da, henüz dünyada izah edemediği, keşfedemediği o kadar çok şey var ki. Bırakın dünyayı, insanoğlu henüz bedenindeki sırları bile tam olarak izah edebilmiş değil. Bilim adamlarının açıklayamadığı birçok gerçek var. Yaratılış, ölüm, rüya, cin, nazar gibi konuların yanında bundan binlerce yıl öncesine ait bazı nesnelerin üzerindeki esrar perdesi bile hala kaldırılabilmiş değil. Bunlardan biri de Ünlü Türk denizcisi Piri Reis’in haritasıdır.
Bu harita için; "geleceği gören harita" tanımını yapabiliriz. Ünlü Türk denizci Piri Reis'in 1513'te çizdiği harita, Afrika, Amerika ve Güney Kutbu'nun bugünkü halini gerçeğe yakın bir şekilde göstermektedir. Bu harita, ortaya çıkarıldığı 1929 yılından günümüze bilim dünyasının ilgisini çekmektedir. Öyle ki; haritada Güney Kutbu'na yer verilmişti. Hâlbuki buranın keşfi, haritanın çizilmesinden 3 asır sonra gerçekleşmişti. Dahası, bu harita, kıtanın buz altında kalmış sahil kesimlerini de gösteriyordu. Haritanın çizilmesinden tam 6 bin yıl önce eridiği tespit edilen bu buzulların varlığını Piri Reis nerden biliyordu? Bilimsel gerçeklere göre Reis’in bu haritayı çizmesi mümkün görünmüyordu. Piri Peki nasıl olmuştu da çizebilmişti? Bu konuda birçok teori ortaya atıldı. Hatta Piri Reis’in cinlerden yardım aldığını iddia edenler bile oldu. Sırrı ne idi acaba? Piri Reis nasıl bir gizli ilme sahipti?
Önce Piri Reis’le ilgili kayda geçen bilgileri gözden geçirelim. Tarihi kaynaklara göre Piri Reis, 1465’te doğdu. Kimine göre doğum yeri Karaman, kimine göre Gelibolu’dur. Bu konuda kesin bir bilgi yok. Ancak kesin olan bir şey var ki Piri Reis’in aile kökeni Karaman’a dayanmaktadır. Türk denizcilik tarihinin ilk ustalarından Karamanlı Kemal Reis'in yeğenidir. Piri Reis önce bu meşhur amcası sayesinde tanınır. Ancak daha sonra Amerika'yı gösteren dünya haritaları ve Kitab-ı Bahriye adlı denizcilik kitabıyla şöhreti amcasını geçer ve dünyaca tanınmış bir haritacı ve denizci olur. En ünlü Osmanlı denizcisi ve kaptanı olarak tarihe geçen Piri Reis’in gerçek ismi Muhiddin’dir. Piri Reis’in Karaman’dan dünya denizlerine uzanan hikayesi Fatih Sultan Mehmet zamanında başlar. Bu dönemde Karamanoğulları Beyliği Osmanlı İmparatorluğu sınırlarına katılır. Beyliğin ileri gelenleri Fatih Sultan Mehmet'in emriyle İstanbul'a göç ettirilir. Aile İstanbul’dan Gelibolu'ya geçerek oraya yerleşir.
Karaman derelerinde başlayan yolculuk artık Akdeniz’de devam etmektedir. Piri Reis amcası Kemal Reis’in sayesinde gemi ve denizle tanışır. Ondan denizciliği öğrenir. 1481’de amcası ile Akdeniz'de korsanlık yapmaya başlar. 1491’den sonra Sicilya, Sardunya, Korsika adalarına ve Güney Fransa kıyılarına yapılan akınlarda başı çekerler. 1486 tarihinde Endülüs Emevi Devleti’nin son toprakları da Avrupalılar tarafından ele geçirildiğinde İspanya Müslümanları Osmanlı Devleti'nden yardım isterler. Osmanlı Devleti onları gemilerle Granadalı Müslümanları İspanya'dan Kuzey Afrika'ya taşımakla görevlendirir. 1487 - 1493 yılları arasında Avrupa’nın baskısından kaçan Müslümanları gemilerle Kuzey Afrika’ya taşırlar. Piri Reis, Akdeniz'de yaptığı bu seyirler sırasında gördüğü yerleri ve başından geçenleri, sürekli not alır. Bu notlarını Kitab-ı Bahriye adı altında toplar. Bu notlar dünya denizciliğinin ilk kılavuz kitabı olma özelliğini taşıyan bir kitap haline dönüşür.
Piri Reis 1511’de çok sevdiği amcasını kaybeder. Denize küser. Uzun bir süre açık denizlere açılmaz ve Gelibolu'ya yerleşerek burada, 1513 tarihli ilk meşhur dünya haritasını çizer. Piri Reis, Yavuz Sultan Selim’in işareti üzre, 1517'deki Mısır seferi ile tekrar denizlere döner. Çizdiği haritayı da sefer sonrası Yavuz Sultan Selim'e sunar. Rivayetlere göre, Sultan kendisine hediye edilen bu dünya haritasına bakmış ve 'Dünya ne kadar küçük...' demiştir. Yine tarihçilere göre Sultan bu haritayı doğu ve batı diye ikiye bölmüş. Vezirlerine bu parçaları göstererek 'Biz bu küçük dünyanın doğu tarafını elimizde tutacağız.' demiştir... Bu haritanın doğu parçası henüz bulunabilmiş değil. Kimi tarihçilere göre Sultan, Hint Okyanusu'nun ve Baharat yolunun kontrolünü ele geçirmek için tasarladığı seferde kullanılmak üzere bu parçayı saklamıştır. Piri Reis Haritası, Amerika kıtasını gösteren en eski haritalardan biri olarak dünyaca ilgi görmüştür. Erich von Daniken bile “Tanrıların Arabaları" adlı kitabında, Piri Reis’in haritasını, görüşlerine kaynak olarak gösterir. Batılı düşünür Charles Hapgood, Piri Reis'in kullandığı haritanın, dünyanın on bin yıl önceki bir dönemine göre çizildiğini öne sürmüştür. Antarktika olarak yorumladığı kara parçasının haritada buzlu görünmemesini ve Sahra çölünde de göllerin görünmesini, binlerce yıl önceki iklim değişikliği ile izah eder.
Mısır seferi sonrası Gelibolu'ya dönen Piri Reis, yazdığı denizcilik notlarını, 1521'de, Kitab-ı Bahriye isimli meşhur kitabında bir araya getirir. Kitab-ı Bahriye, Akdeniz kıyılarına ait ayrıntılı bir deniz kılavuzudur. Kitap, denizcilere Akdeniz hakkında tafsilatlı bilgi verir. Kıyılar, adalar, geçitler, boğazlar, körfezler, fırtına ve korunma yolları, sığınılacak limanlar, kesin rotalar ve daha bir çok konuda denizcilere rehber olur. Bu eser; Anadolu sahillerinin özelliklerine, asırlar öncesinden adım adım ışık tutan değerli bir coğrafya kitabı olarak bugün dahi geçerliliğini korumaktadır. Kitabın suretleri İstanbul'da Topkapı Sarayı'nda mevcut olduğu gibi, kopyaları Paris ve Londra gibi çeşitli Avrupa kenti kütüphanelerinde sergilenmektedir. Mısır seferi sonrası yıldızı daha da parlayan Piri Reis, Kanuni Sultan Süleyman dönemindeki ikinci Mısır seferinde ise büyük bir talihsizlik ile karşı karşıya kalır. 1552'de çıktığı ikinci Mısır seferinin sonunda hapsedilir. Komutasındaki donanmayı emir ve izin dışı, Basra'da bırakıp, ganimet yüklü üç gemi ile Mısır'a dönmekle suçlanır. Halbuki askerlerinin istirahatı, donanmanın bakım ve tamiri gerektiği için böyle bir karar almıştır. Ne hazindir ki; politik hırs ve çatışmalara kurban gider. 1554'te, Mısır Beylerbeyi Mehmet Paşa tarafından, hizmette kusur ettiği gerekçesiyle Kahire'de idam edilir. İdam sehpasında, ömrünün çoğunu geçirdiği denize doğru son kez bakar. O sırada yaşı 80’dir. Geride dünya harikası sayılabilecek iki dünya haritası ve çağdaş denizciliğin ilk önemli yapıtlarından olan Kitab-ı Bahriye isimli değerli eserini bırakır.
Bilim çevrelerince hayret uyandıran eserlerinin sırrı şudur: Piri Reis iyi bir gözlemci ve araştırmacıdır. Gezip gördüklerini not almış, tutsak ettiği İspanyol ve Portekizli denizcilerin bilgilerine başvurmuş, ele geçirdiği tarihi harita ve broşürleri kayda geçmiştir. Bunların arasında Büyük İskender zamanına ait olduğu düşünülen haritalar, Ceneviz kaynaklı haritalar ve Kristof Kolomb’un haritaları da vardır. Kitabı ve haritaları bu birikim gözlemlerinin sonucunda ortaya çıkmıştır. Bu eserler aynı zamanda titiz bir denizcilik istihbarat çalışmasının ürünüdür. PİRİ REİS’in, Uğruna savaştığı engin denizlerin derinliklerinde, yosunların örttüğü, deniz yıldızlarının süslediği, sadece balıkların bildiği, silinmeyen imzasının anısına…
K A Y N A K : http://www.hafif.org/yazi/gelecegi-gosteren-harita October 16 KUMAŞÇI YAHUDİLER |
|
İki Yahudi arkadaş, piyasayı araştırmışlar ve o sene haki renkteki kumaşın moda olacağını öğrenmişlerdi. Bütün varlıklarını paraya çevirdiler.Piyasadaki bütün haki kumaşları satın aldılar. Depoları bu renkteki kumaşlarla doldu ancak kimsenin bu kumaşlara talip olmadığı görüldü. İki kafadar artık iflasın eşiğine gelmişlerdi. Moiz ve Aron dertli dertli oturuyorlardı. Artık bıçağın kemiğe dayandığı bir gün kapı çalındı ve içeriye bir albay girdi: "Siz de dedi haki renkte kumaş var mı?" Kulaklarına inanamadılar. Hemen atıldılar: "Evet albayım var, gösterelim" dediler. Albay, dikkatle kumaşları inceledi. "Çok beğendim", dedi. "Bu sene askerlere 200.000, subaylara 50.000 adet haki renkte elbise yaptıracağız. Ancak tabii ki benim tek başıma beğenmem yetmez. Generalimin de oluru lazım. Bana bir parça numune verin. Yarın öğlen 12'ye kadar telgraf çekersem iptal ederim. Eğer telgraf gelmezse kumaşları kesip imalata başlayabilirsiniz." O gece bitmek bilmedi. Kimi zaman ümitlendiler, kimi zaman "ya iptal olursa" diye düşündüler. Ertesi gün saat 11, 11.30, 11.45, gözleri yolda, korku ile postacıyı beklediler. Gelmesin diye dua ederek. 12'ye 5 kala postacı sokağın köşesinden gözüktü. "Belki bize gelmiyordur" diye ümitlendiler. Ancak postacı gelip kapılarını çaldı. Moiz, büyük bir kederle koltuğa çöktü. Aron da çaresiz kapıyı açtı. Postacının elinde bir telgraf vardı. Aron titreyen elleri ile telgrafi açtı, okudu ve sevinçle seslendi: "Müjde Moiz, baban ölmüş!.."
K A Y N A K : http://okubeni.com/kuma_ci_yahudiler September 18 CAM NEDİR NASIL ÜRETİLİRCAM NASIL ÜRETİLİR?
![]() Cam yapımının ilk basamağı doğru maddelerin uygun oranda bir araya getirilmesidir. Günlük hayatımızda karşımıza çıkan ve camın hammaddesini oluşturan maddeler, kum, soda ve kireçtir. Kum, cam yapımında ana malzemedir. Soda, düşük sıcaklıkta akıcı hale gelmesini sağlar. Kireçse, kimyasal etkilere dayanıklılığını artırır. Bir araya getirilen bu maddeler 1500C'deki fırınlarda eritme işlemine tabi tutulur. İnsanoğlu volkanik cam veya obsidyen diye anılan doğal camı çok eski zamanlarda keşfetmiş ve bu doğal madeni işleyerek, bıçak, ok ucu, silah süsleme aracı ve mücevher olarak kullanmıştır. Suni camın ilk olarak nasıl üretildiğine dair hiçbir kanıt olmamasına rağmen, Romalı bir tarihçi olan Pliny, camı ilk olarak Finikeli denizcilerin bulduğuna işaret eder. Hikayeye göre denizciler, Suriye'nin Prolemais bölgesindeki sahilde bir kamp kurarlar ve ateş yakarak kaplarını, aynı zamanda yükleri olan soda blokları üzerine koyarlar. Ertesi gün uyandıklarında, ateşin sıcaklığından dolayı kum ve sodanın camı oluşturduğunu görürler. Camın ilk olarak Mısırlılar ve Finikeliler tarafından İ.Ö. 2. yüzyılda üretildiği söylense de, Mezopotamya'da bulunan ilk cam örneklerinin tarihi, İ.Ö. 3. yüzyıla dayanmaktadır. Cam eski zamanlarda çoğu kez kralların himayesinde ve krala bağlı olarak faaliyet gösteren atölyelerde veya zengin müşterilerin gereksinimlerini karşılamak amacıyla üretilmiştir. Bununla beraber, ilk günden beri değerli taşlara ve insan eliyle yapılmış madeni eşyalara alternatif olarak üretilmiş ve kullanılmıştır. Roma Dönemi'nden itibaren, hemen hemen tüm cam eşyaların üretiminde taş, maden ve seramik eşyalar taklit edilmiştir. M.Ö 12000 ile M.Ö 4000 yılları arasında cam ilk kez dekoratif küçük boncuklar olarak kullanılıyordu. Doğu Akdeniz bölgesindeki ilk cam bulgularına, Antalya'nın Kaş ilçesi yakınlarında, İ.Ö. 2000 yılı civarında, bir ticaret gemisinin kargo bölümünde rastlanıyor. M.Ö. 2500 yıllarında kullanım amaçlı cam objeler yapıldığını görüyoruz. M.Ö 1000 yıllarında ise Mısırlılar camı oldukça zaman alıcı ve zor bir işlemden geçirerek elde etmeye başlıyorlar. Bu yüzden de cam kıymetli eşya olarak görülüyor. M.Ö. 300 ve M.Ö 20 yıllarına gelindiğinde, bugün "Cam Üfleme Tekniği" dediğimiz teknik, Suriyeli cam ustaları tarafından kullanılmaya başlanıyor. 7. yüzyıldan itibaren Mısır'ın İskenderiye şehri cam yapım merkezi haline geliyor. Türklerde cam sanatı Selçuklularla beraber başlıyor ve İstanbul'un alınışından sonra Osmanlı döneminde gelişiyor. İstanbul ve çevresinde birçok cam atölyesi kuruluyor. 14. yüzyılın başlarında Çubuklu yakınlarında kurulan Kristal Cam imalathanesinde Çeşm-i Bülbül adı verilen bir cam çeşidi yapılmaya başlanıyor. 20. yüzyıla gelinceye kadar cam yapımında seri üretime geçilemiyor. Türkiye'de çağdaş anlamda ilk cam fabrikası 1934 yılında Paşabahçe'de kuruluyor. Cam yapımında bilinen en eski teknik iç kalıplama tekniğidir. Metal bir çubuğun ucundaki şekil verilmemiş kil kalıbın üzerine cam dökülüp yavaş yavaş soğutularak elde ediliyor, soğuma işleminden sonra kalıp çıkarılıyordu. Kalıba döküm tekniğinde, önceden hazırlanmış kalıpların içine ya da dış kalıp üzerine camın dökülerek şekillendirilmesidir. Üfleme tekniğinde, ortası boş, "pipo" adı verilen üfleme çubuklarıyla cama şekil veriliyordu. Eriyik sıvı halden katı hale kısa sürede geçeceği için piponun ucundaki cam, yine piponun yardımıyla avuç içinde hızlı bir şekilde döndürülerek şekillendirilmeye çalışılıyor. Yavaş yavaş pipo üflenerek cama şekil vermeye başlanıyor. Sap, kulp ve ayak gibi ekler yapılacaksa bu formu verecek olan parça eritilerek yapıştırılıp makasla kesiliyor. Aniden donup kırılmaması için soğutucu fırınlarına alınıyor. Bu teknik Suriyeli ustalar tarafından kullanılmaya başlanan ve günümüze kadar gelen bir tekniktir. Kalıba üfleme tekniğinde ise cam üfleme tekniğinin keşfinden sonra kil, ahşap ya da metal kalıpların içine üfleme yapılarak kalıbın şeklini almasıyla elde ediliyordu. Böylece aynı formda objeler yapmak mümkün olmuştu. K A Y N A K : http://gelenkutum.com/2008/09/cam-nasil-uretilir.html August 24 Türkiye'nin en ilginç ilanı
27-01-2007 Tarihinde alınmış dolayısıyla hala garantili (BAŞARI'dan), bi işe yarar bir telefon ya da PDA olmadığı için hiç kullanılmamış denebilir BENQ P50 telefonumu bütün vereceğim bilgilere rağmen hala alacak birisi varsa satmak istiyorum. Telefonun özellikleri şunlardır :
1-Kendisi bir PDA olup telefon özelliği sonradan monte edilmiş gibi davranan ve sizi arayanların size nadiren ulaşabilecekleri bir telefon hizmeti vermektedir. Telefonunuz açıkken kendi numaranızı ararsanız telefonun çalma ihtimali %'dir. Bu sebeple Cep telefonlu yaş bıkan arkadaşlar için tercih sebebi olabilecek bir kalitededir denilebilir. 2-Üzerinde bataryası olmasına rağmen aslında kendisi elektrikle çalışmaktadır. Konuşma halinde şarj süresi 30 dakika stand-by süresi de 12 saat civarındadır. Wireless açıkken şarj süresi 15 dakikadır. Ben şahsen bir mobil telefondan çok ev telefonu ya da bilgisayara bağlı skype telefonu olarak kullanacaklara tavsiye etmekteyim. Evden ev telefonu işten iş telefonu reklamını beğenen arkadaşlara şiddetle tavsiye edebileceğim eşsiz bir telefondur. 3-Tuş kilidi mevcut olmamasına rağmen cebinizdeyken yanlışlıkla kimseyi arama özelliği yoktur. Çünkü bırakın istemeden istesenizde arama özelliği kısıtlı bir telefondur. Cep telefonu faturası yüksek gelen, bir türlü cep telefonu konuşmalarını kısıtlayamıyorum diyen arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim. 4-İki Kademeli bir batarya seviyesine sahip olup, birinci kademe kullanım için olup ikinci kademe sabit hafıza bilgileri içindir. Bütün şarjı iki kademeyi de bitirirseniz ya da sim kartınızı değiştirmek için bataryayı çıkarırsanız telefon kendini resetlemekte telefonu tekrar açtığınızda telefon ilk aldığınız hale gelmektedir. Bu cihazda yüklü işletim sistemi olan Microsoft Windows Pocket PC 2003 Phone edition'ın bir özelliğidir. Windows Mobile 5.0 da busorun giderilmiştir. Ama bu telefona Windows Mobile 5.0 yüklenemez. Ne kadar kullansamda telefonum hep yeni aldığım gibi kalsın diyen kullanıcılara şiddetle tavsiye ederim. 5-Yolda yürürken, diğer elinizde bir şey varken acilen birini aramak isterseniz buna müsade etmemektedir. "Elindeki işi bitirmeden diğerine başlama" prensıbıne sahip kullanıcılara şiddetle tavsiye ederim. 6-Deri kılıfıyla kemerinize taktığınızda belinizde bir 7.65 silah gibi görünecek kadar büyük olup, silah heveslisi kullanıcılara şiddetle tavsiye edilir. 7-Yolda birileri sizi çevirip telefon numaralarını size kaydettiriyorsa ve siz bundan bıktıysanız. Sizin için de biçilmiş kaftandır P50. Çünkü telefona kaydettiğiniz (ki o kadar yetenekli olmak herkesin harcı değildir.) numaralar en geç 2 gün içinde bir şekilde telefonunuzdan silinmektedir. 8-Komşunun şifre koymadığı internetini kullanmak isteyen arkadaşlar için uygun bir cihazdır. 9-Burger King'de hamburgerinizi yerken internete bağlanabilirsiniz. Ama hamburgeriniz bitmeden şarjı biteceği için Buger King'lerde zaman öldürmezseniz. 10-Çocuklarının internet başında çok zaman harcadığını düşünen veliler için mükemmel bir cihazdır. Kimse bu cihazın başında yarım saatten fazla zaman geçiremez. Çünkü ya cihazın şarjı biter ya da sizin tahammülünüz. Bu sebeple iki kademeli koruma sağlayan güvenli bir PC'dir. 11-Bilgisayara yüklenen programların benzerlerinin yaklaşık ` ı bu cihaza da yüklenebilir. 12-Skype telefonu olarak kullanılabilir. 13-Pek mümkün olmamakla beraber eğer bir yolunu bulup birini arayabilirseniz ya da biri bir şekilde bu telefondan size ulaşabilrse telefonun görüşme kalitesi çızırtılı olup, seni duyamıyorum ne diyosun deyip muhtelif sesler çıkararak görüşmeyi bitirmek için sıkıntı çeken arkadaşlara şiddetle tavsiye edilir. 14-1.3 megapiksel kamerasıyla çektiğiniz resimlere baktığınızda "Yahu burda ben neyi çekmiştim. Bu ne ki diye sorarbilirsiz. Eğer siz de hitabeti seven sözlü konuşmaya görüntüden çok önem verenlerdenseniz bu telefonla çektiğiniz görüntüleri başkalarına gösterirken görüntünün aslında ne çok şeyler içerdiğini uzun uzadıya anlatabilirsiniz. Soyut resimlerden hoşlanan arkadaşlara şiddetle tavsiye edilir. 15-Bu cihaz hakikaten satılıktır. 16-Benim cihaz hakkında bütün özelliklerini sayıp dökmem birilerine sanki çok iyi bir cihazmış gibi satmamaya çalışmam tamamen üreticisinden daha dürüst olmamla alakalıdır. 17-1GB'lık hafıza kartı da hediyemdir. Teselli hediyesi denebilir. 18-Son olarak eğer böyle bir telefon edinirseniz sadece 1 aylık düzenli kullanım sonucunda en az benim kadar güzel cümleler kurabilir, hayata çok farklı pencerelerden bakmayı öğrenir hatta kullanım süresinin uzaması halinde filozof bile olabilirsiniz. Bu hayata farklı gözlerle bakabilme becerisi sizin zaten sahip olduğunuz bir çok problemle nasıl yaşayacağınızı da öğretir. Yani bu telefonu kullanırken mutlu olmasanız bile bu telefon dışında hayatınızın her alanında mutluluğu yakalayabilirsiniz. Mutluluk da hiç bu fiyata satılmamıştı. :))
İlanın orjinali için : http://www.sahibinden.com/sahibine_fayda_saglamayan_benq_p50_satilikWQQaXQQ4782953WQQpXQQdisplayitem?keyword=cep August 16 CD VE DVD TARİHİCD VE DVD'NİN TARİHİ
K A Y N A K : http://www.gelenkutum.com/2008/01/cd-ve-dvdnin-tarihi-hakkinda.html August 15 Virüsler vs.VIRUS, MALWARE, SPYWARE, ADWARE NEDİR ?
K A Y N A K : http://www.gelenkutum.com/2008/03/virus-malware-spyware-adware-nedir.html August 09 Renklerin Kökeni
K A Y N A K : http://www.kelimelerinsoyagaci.com/2008/08/renk-isimlerinin-kkeni.html July 18 ÖzürÇok uzun bir süredir blogumu güncellemdiğim için herkesten özür dilerim.
Arada elimde olmayan nedenlerden dolayı birtakım aksaklıklar oluştu,
haziran ağustos döneminde senelik iznim nedeniyle Alanya'daydım,
bu arada Serhat Yiğit efendide Alanya'da sünnet oldu.
Şimdi ise gene bir 15 Günlüğüne Foça'ya gidiyoruz.
Alanya ve sünnet fotoğraflarını burada yayınlıyorum.
görüşmek üzere...
March 09 VİSKİ NEDİR ?VİSKİ NEDİRBu yazıyı okuduktan sonra, çevrenizdeki insanları viski hakkında her şeyi bildiğinize inandırabilirsiniz ama sakın buna kendiniz de inanmayın. Çünkü viskinin, içilmesi dışında en harika yanı, hemen hemen her konudan hatta sanılanın aksine, şaraptan bile daha çok bilgi malzemesi içermesidir. Ama sıradan bir viski içicisi bunların çoğundan habersizdir. Dolayısıyla bu yazıyı okuduktan sonra gerçekten viski üzerine anlatacak çok şeyiniz olacağından emin olabilirsiniz. Viski ile ilgili asla unutmamanız gereken iki tane değişmez gerçek vardır : Viskinin adından başlayalım. Orijinalinde whisky ya da whiskey olarak yazılan viski, Kelt dilinde (Keltler Britanya adalarının ilk sakinleridir. İrlandalıların kökeni Keltlerdir. İskoçlar İskandinav kökenlidir, İngilizler ise Germen kökenlidir. Adanın yerlileri İrlandalılardır.) hayat suyu anlamına gelen uisge beatha’dan gelir. Uşki bağh olarak okunan bu kelimeyi biraz zorlarsanız söylerken viski ile aynı sesi verdiğini duyabilirsiniz. Kızılderililerin de amerikaya gelen ilk Avrupalılardan gördükleri bu içkiye ateş suyu dediklerini biliyoruz. Viski çeşitleri ile devam edelim. Dört çeşit viski vardır. Malt viski, darı viskisi, harmanlanmış viski ve diğer viskiler.
1. MALT VİSKİ : Bu viskiden bahsederken sadece ‘malt’ demek ve bunun asıl viski olduğunu da vurgulamak gerekir. En sade olarak söylenebilecek şey sadece arpadan ve damıtma yoluyla elde edildiğidir. Katıksız malt viskisi dünyanın en asil içkisidir. Malt ayrıca her harmanlanmış İskoç viskisinde belli oranda bulunur. İskoçya da yaklaşık yüz kadar damıtım evi malt üretmektedir. Peki nedir bu malt ? Arpa kuru olarak temizlendikten sonra, ıslatılarak filizlenmeye bırakılır. Yeterli süre sonra filizlenen arpa fırında kısmen kavrularak kurutulur ve malt elde edilir. Arpa taneleri ve kurumuş filizler iri iri öğütülür. Bu kaba un üzerine sıcak su eklenir ve lapa elde edilir. Oluşan malt lapası , lapa teknesinde bekletilir. Yeterli süre sonra teknenin dibinden sıcak kahverengi yapışkan bir sıvı olan özsu alınır. Kalan artık, küspe, hayvan yemi yapılır. Özsu başka bir tekneye alınarak mayalanır. Bu bulamaçta çeşit çeşit alkol oluşur. Bu bulamaç, buharlaşma dereceleri bilinen çeşitli alkollerin elde edilebilmesi için, ısıtılarak, alkollerin buharlaştırılıp ayrıştırıldığı ve daha sonra tekrar yoğuşturularak sıvıya dönüştürüldüğü işlem olan damıtımın yapıldığı imbiğe alınır.
endüstriyel imbik İlk damıtımdan elde edilen sıvıya adi içki denir. İkinci damıtımda kötü alkoller bu sıvıdan damıtılıp ayrıştırıldıktan sonra kalan ve ileride viski olacak sıvıya göbek denir. İşleme başlanan toplam sıvının %40 ı oranında göbek elde edilir. Yüzde 68.5 alkol oranına sahiptir, 3 yıl meşe fıçıda bekledikten sonra ve fıçı yanığı yada karamela ile renklendirilip su ile yumuşatıldıktan sonra içilebilir.
meşe fıçılar Viski şarap gibi şişede yıllanmaya devam etmez, en az 3 yıl meşe fıçıda dinlenmesi, İskoçya’da kanuni zorunluluktur. Meşe fıçı viskiye koku, renk ve tat katar. Örneğin 1824 yılından beri üretimi yapılan, ünlü The Macallan Highland Single Malt Scotch Whisky’yi üreten damıtımevi viskilerini daha önce Sherry bekletilmiş fıçılarda dinlendirir.
The Macallan Bazıları fıçılarının içini alevle yakarak oluşan isin viskiye renk ve koku vermesini sağlar. Bazıları da fıçının içine karamel sürerek renksiz viskiyi sarımtırak bir hale getirir. Viskinin tadına katkıda bulunan yaklaşık 800 kimyasal bileşikten 400 ünün içeriği tam saptanabilmiştir ve bunların 44 tanesinin fıçı yapımında kullanılan meşede bulunduğu tespit edilmiştir. Son olarak şunu ekleyip diğer başlığa geçelim. Maltlar da kendi içlerinde harmanlanırlar. Malt pahalıdır, tek malt çok daha pahalıdır, tek fıçı maltı ise el yakacak kadar pahalıdır. Tek fıçı maltını bulma ve içme şansınız, büyük ihtimalle hayat boyu olmayacaktır. Fakat bedelini ödemeyi göze alırsanız, çok içki çeşidi bulunduran mağazalarda tek malt bulabilirsiniz.
The Macallan reklamı 2. DARI VİSKİSİ : Darı viskisi mısırdan yapılır. Mısır öğütülüp fırınladıktan sonra sıcak su eklenir. Sonra yaklaşık 1/9 oranında arpa maltıyla karıştırılır. Bu karışım mayalandıktan sonra bir imbikte damıtılır ve imbiğin çıkışından renksiz ispirto olarak çıkar. Bu nötr alkol sadece viski yapımında değil, aynı zamanda cin, votka ve metil alkol yapımında da kullanılır. Marka olarak, hiç içmemekle beraber, The Invergordon ya da Cameron Brig verebilirim. Hiç malt viskisi içermezler, yüzde yüz beyaz ispirtodan elde edilirler. Tüm uzmanlar tadını, biraz ilacımsı bulduklarını söylerler. 3.HARMANLANMIŞ VİSKİ : (Blended whiskey) Malt ve darı viskilerinin karıştırılması ile elde edilir. İskoç viskilerinin harmanlanmasında hangi viskiden ne kadar kullanıldığı her damıtım evinin en büyük sırrıdır. Ama genelleme yaparsak sıradan bir harmanlanmış viskide %20-30, pahalı olanlarda %40-50 oranında malt viski bulunur. De luxe ya da Premium etiketli harmanlar en az %50 malt içerir ve en az 8 yıllıktır. Super de luxe harmanlar yaklaşık 20 yıllık olurlar ve %75 kadar malt içerirler. Harmanlanmış viskilerin en bilinenlerinden biri (Justerini ve Brooks) J&B Rare Scotch Whisky dir. Tarihi 1749 yılında sevgilisinin peşinden İngiltere’ye göç eden İtalyan bir opera sanatçısının, İngiliz bir ortak bulup içki imalatına başlamasına kadar gider. Ama esas popülaritesini ABD’de içki yasağının kalktığı 1930 larda kazanmıştır. Yeşil şişe kullanan ve sıradışı açık rengini karamel kullanılmamasına borçlu olan, yaygın ve uygun fiyatlı bir viskidir. ![]() J&B Rare Tam 42 çeşit viskinin harmanlanmasıyla üretilir. Her şişede aynı tadı vermek şartıyla, değişik yıllarda ve değişik şartlarda üretilmiş 42 çeşidin karıştırılması tamamen işin uzmanı kişi tarafından yapılır. Bu kişiler beyaz önlükler giyerler, damıtım evinin en havalı çalışanlarıdır. Çeşitli viskileri koklar ve yutmadan ağızlarını çalkalarlar. Hangisinden ne kadar daha eklenmesi gerektiğine karar verirler. Bu arada yeri gelmişken viskileri ayırdetmekte kullanılan yöntemler sırasıyla, kokusu, rengi ve tadı dır. Gazete ve dergilerde bazı gurme yazarlar, firmaların davetlisi olarak viski tadımlarına gittikten sonra, köşelerinde içtikleri viskiyi tarif ederken aromatik, ısırgan, topraksı, kremamsı, seçkin, uysal, ağdalı, zengin, kamçılayıcı gibi süslü ifadeler kullanırlar. Emin olabilirsiniz ki, bu kelimelerle ifade edilebilecek farkları gerçekten ayırdedebilecek kadar gelişmiş tat ve koku duyuları olsaydı, uyduruk yazılar yazmak yerine bir damıtım evinde 50bin dolar maaşla çalışıyor olurlardı. Bu konuda çalışan insanlar gerçekten çok özel yetenekleri olan kişilerdir. Yıllar önce bir arkadaşımla gittiğimiz gece kulübünde viski sipariş ettikten sonra, gelen viskiden bir yudum alan arkadaşım bunu yere tükürüp, bunun Tekel’in Ankara viskisi olduğunu kendisinin ise gerçek scotch viski sipariş ettiğini söylediğinde, garson hiç üstelemeden, bardakları alıp gitti. Biraz sonra yine elindeki tepside iki bardakla geri geldiğinde, arkadaşım bir yudum alıp kendisine teşekkür etti. Ben ikisinin aynı viski olduğundan o gün şüphelenmiştim, bugün ise eminim. Bu kadar yıl geçip onlarca değişik damıtım evinin yüzlerce çeşit viskisini tatmış olmama ve kendimce hatırı sayılır bilgi sahibi olmama rağmen, çok bilinenleri bazı çok belirgin özelliklerinden dolayı tanıyabilmek dışında, ayrım yapamıyorum. Unutmayın ki bir viskiyi diğerinden ayırmak gerçekten çok ama çok zor bir iştir, önemli olan ise bunu belli etmemektir. Bu yüzden şişesini çaktırmadan görme imkanınız yoksa viskinin markası hakkında atıp tutmamanızı öneririm. 4.DİĞER VİSKİLER : Jameson Irish Viski Bu viski aynen İskoç malt viskisi gibi yapılır. Tek farkı imbikten 2 kere değil 3 kere geçirilerek damıtılmasıdır. Bu fark onu İskoç maltından daha yumuşak içimli, daha tatlımsı ve daha pahalı yapar. Burada dikkat çekilecek bir konu da İrlanda viskisinin İskoç viskisi gibi whisky olarak değil, whiskey olarak yazılmasıdır. b.) Bourbon : (Börbın) K. Amerikaya özgü mısır ve çavdardan yapılan bir viskidir. Scoth maltını yakalaması mümkün olmayan bir ikame girişimidir. Kentucky bourbon olarak bölge ismiyle tescillenmiştir. ![]() Jim Beam En ünlüsü Jim Beam Kentucky Straight Bourbon Whiskey dir. 1770 yılında ilk bourbon Kentucky’de üretilmiş ve 1795 yılında ise çiftçi Jacob Beam ilk viskisini üretmiştir. c.) Sour mash : Amerikada geliştirilen bir başka taklit olan Sour Mash (saur meş okunur ve ekşi lapa-maya demektir) adını mayalanma sürecini hızlandırmak için, bir önceki üretimin artığı olarak dinlendirme kazanında kalan dip çökeltisinin maya olarak yeni karışıma eklenmesinden gelir. Yudumluk viski olarak da bilinir çünkü ağız dolusu içmeyi göze alamayacağınız, içimi sert bir viskidir. Tennessee Sour Mash olarak bölge ismiyle tescili yapılmıştır. ![]() Jack Daniel's En ünlüsü Jack Daniel’s Old No.7 Brand Tennessee Sour Mash Whiskey dir. Jack Daniel’s viskiyi damıttıktan sonra kömürden sızmasını sağlayarak kendine has tat ve kokuda daha yumuşak içimli viskisini üretmiştir. 1863 yılında, çalıştığı damıtım evini devralan bay Jack, 1866 yılında kömürden geçirerek yumuşatma işlemini bulmuş ve o günden beri aynı yöntem uygulanmaktadır. Köşeli şişesi ve etiketi ise 1895 yılından beri değişmemiştir. Old No.7 ibaresinin ne anlama geldiğine ise hiç kimse emin değil. Bay Jack bunu kimseye söylememiş ama dinlendirdiği fıçılardaki deneme üretimlerinden 7 no’lu olanında karar verdiği için etikette bu ibarenin yer aldığı söylenmektedir. d.) Japon viskisi : İskoçyalı bir damıtımcıya göre Japon viskisini bütün bir gün ve gece içtikten sonra İskoç viskisine benzediğini düşünebilirsiniz, tabi hala ölmediyseniz. Japonların viski üretme merakı malt ithal edip üzerine renksiz ispirto eklemekten, toz haline getirilmiş ve üzerine soda eklenince içilecek hale gelen hazır viski üretimine kadar uzanıyor. Fakat bunlara rağmen Suntory isimli alkollü içecek üretici firmasının, 1923 yılından bugüne, Kakubin, Yamazaki, Hakushu ve Hibiki markalarıyla çok kaliteli malt ve harman viskiler ürettiğini de inkar edemeyiz. Üretim metodları ve türlerinden bahsettikten sonra, çok önemli bir konu olan, viskinin içilmesi konusundan da biraz bahsetmek istiyorum.Viski içilirken asla yapılmaması gereken şeyler vardır. Bir numarada kesinlikle viskiye kola, soda ya da meyve suyu gibi katkılar eklememek yer alır. Viskiye konabilecek iki şey vardır; su(buz) ve daha fazla viski. Sadece su ve buzla içilirse tadına en çok öyle varılır. Benim tercihim, iki parmak viski üzerine, bir parmak soğuk su ve iki küp buzdur. Bardak tercihen geniş ağızlı, kalın dipli, kesme kristal olmalıdır. Asla balon bardakla viski içilmez, bunu yapan birini görürseniz sinirlenmemeye çalışarak, uyarmak gerekir. Çünkü bu hareket, scotch viskiye sadece scotch demek kadar ya da malt viskisine scoth viski demek kadar ayıp ve kaba bir davranıştır. İyi kalite viski içenler, içmesini bilmeseler dahi, asla akşamdan kalma halini yaşamazlar. Gırtlak kuruması ve baş ağrısı, malt-mısır viskisi harmanlama oranındaki dengesizlikten olur. İyi viski asla baş ağrısı yapmaz. Fakat tabii ki bu, sarhoş olmayacaksınız demek değildir. Kendimden örneklemek gerekirse, viski ile tanıştığım ilk yıllarda Johnny Walker’in kapağı ile ardı ardına 3-4 shot yapıp keyifli bir mahmurluk haline geçerdim. O yıllar, bir adet kısa camel içip kanepeye uzanıp uçma hissini yaşadığımız yıllardı. Şimdi yarım şişe Jameson ya da Jack Daniel’s içtikten sonra sudoku çözebilen biri olarak, sevgilimin iki kadeh beyaz şarap içerek bulutların üzerine çıkabilmesini gıpta ederek ve o eski günleri hatırlayarak izliyorum. Geçirdiğimiz bu evrimde, Absinthe’i gargara yaparak içmek (sonuç : 3 gün boğaz yanması) ve su bardağı ile Tekila shot yapmak (sonuç : facia) gibi süreçleri yaşamamızın etkisi de olmuş olabilir sanırım. Ama bence daha önemli olan iyi içkiyi ve özellikle viskiyi tanımak ve gerektiği gibi içmektir. Elbette her insanın da kendi limitini bilmesi ve duracağı zamanı kestirmesi gerekir. Kararında içilen içkinin faydası olduğunu düşünmekle beraber, abartıldığında alkolün vücuda verdiği zararlardan da başka bir yazıda bahsetmeyi düşünüyorum. Bu yazıyı aslında çok daha uzun hale getirebilirdim. Örneğin viskiden bahsederken, suyun viskiye etkisi, turba nedir, neden ve nasıl kullanılır ve viskiye nasıl etki eder, imbik türleri nelerdir, çukur imbik efsanesi nasıl çıkmıştır, fıçının önemi ve viskiye etkileri, gibi başlıklar altında uzun uzun anlatacak çok şey var. Fakat çok uzun bir yazının sıkıcı olacağı ve ulaşılmak istenen temel bilgiye ulaşmayı zorlaştıracağını düşündüğüm için bu kadarla bitirdim. (Buraya kadar 1824 kelime yazmışım. Az da sayılmaz.) Bu yazıyı yazarken kendi cümlelerimi kullanmaya özen gösterdim, zaman içinde okuduğum kaynaklardan aklımda kalanları yazmaya çalıştım. O yüzden belirtebileceğim kesin bir kaynağım yok. Umarım bu yazıyı sonuna kadar okuyacak sabrı gösteren birisine viski ile ilgili birkaç faydalı bilgi sağlayabilmişimdir. ‘Tadına ancak çıplak olduğu takdirde varılan iki şey vardır. Bunlardan biri viskidir.’ Kelt atasözü K A Y N A K : http://www.hafif.org/yazi/viski-hakkinda
January 26 SU VE YAŞAMAK![]() 1- Hiçbir canlı susuz yaşayamaz. K A Y N A K : http://www.byila.com/blog/bos-vakit/su-icmeniz-icin-sebebler-var#more-777 January 20 EN TEHLİKELİ 10 HAYVANİşte Dünya’daki en tehlikeli 10 hayvan:
10) Ayı:
Ayılar genelde güçlü pençeleri ve çok güçlü çenelerini kullanarak saldırırlar. Karşınızda sinirli bir ayı bulduğunuz zaman sakın arkanızı dönüp kaçmaya çalışmayın. Ayılar insanlardan çok daha hızlı koşarlar. Bunun yerine çok yavaş hareketlerle geriye çekilin. Eğer ayı agresif hareketlerine devam ederse geri çekilirken bağırıp gürültü yapın ve bulduğunuz taş ve sopaları ayıya fırlatın. Genellikle ayılar insanlara öldürmek amaçlı saldırmazlar ve tehdit olarak gördükleri durum ortadan kalkınca sakinleşirler. Yıllık Ortalama ölümler: 5-10 arası 9-) Köpekbalığı:
Bir köpekbalığı, en büyük silahı olan jilet gibi keskin dişlerle dolu ağzı ile saldırır. Bu kuvvetli çene neredeyse her şeyi ısırabilir. Kırılan dişleri olursa bunlar bir kaç gün içinde yenilenirler. Sarı ve portakal rengi renkler köpekbalıklarını özellikle irite eder. Dolayısı ile köpekbalığı olan yerlerde bu renkleri giymek pek akıllıca olmayabilir. Eğer bir yerinizi kanıyorsa sudan hemen çıkın çünkü bir köpekbalığı kan kokusunu kilometrelerce öteden alır. Yalnız yüzmeyin köpekbalıkları gruplar yerine tek başına olan avları tercih ederler. Burnu ve solungaçları köpekbalığının hassas noktalarıdır. Saldırı anında bu noktalara vurmak köpekbalığının geri çekilmesini sağlayabilir. Yıllık Ortalama ölümler: 100 civarı 8- ) Denizanası:
Denizanalarının var olduğu bilinen yerlerde özel giysiler ile denize girin. Bir denizanası tarafından sokulursanız hemen sudan çıkın. Sokulan yere sirke uygulayın ve bir sopa veya benzeri bir şeyi deriye bastırıp ovarak kalan iğneleri çıkarın. Yıllık Ortalama ölümler: 100 civarı 7-) Su aygırı:
Karada iken su ile aralarına girenleri ezmek, ya da büyük sivri dişleri ile ısırmak sureti ile öldürürler. Suda ise tekneleri alobora ederek düşenleri devasa ağızları ile öldürürler. Su aygırlarını kesinlikle ani hareketlerle şaşırtmayın. Eğer suda iseniz, kürekler ile suya vurarak su aygırlarını varlığınızdan haberdar edin. Genellikle daha derine gitmek üzere hareketlenirler. Karada bir su aygırı ile karşılaşırsanız, sakın su ve su aygırı arasında durmayın. Yıllık Ortalama ölümler: 100-150 arası 6-) Fil:
Devasa boyutları sayesinden kurbanlarını ezerek veya vurarak öldürüyorlar ya da büyük dişlerini kullanıyorlar. Genel olarak bir fili irkiltmeyin. Büyük ihtimalle bir tehdit sezerse saldıracaktır. Eğer bir fil saldırmaya niyetli gözüküyorsa mümkün olduğu kadar gürültü yapın. Bu fili geri çekilmeye ikna edebilir. Bir ağaç bulup tırmanmak da bir yöntem olabilir. Tabii filin deviremeyeceği bir ağaç olmasında fayda var. Yıllık Ortalama ölümler: 300-500 arası 5-) Timsah:
Timsahlar suyun içinde bir anda roket gibi fırlayarak güçlü çeneleri ile avlarını yakalar ve su içine çekerler ya da yuvarlanarak avlarının kafasını karıştırıp kaçma şanslarını yok ederler. Timsah saldırılarından korunmanın en kolay yanı timsah olan yerlerden uzak durmak ve timsah olan sularda yüzmemek. Timsahlar çok iyi yüzücüdürler ve suda pek şansınız yok. Bazı timsah türleri (mesela Avustralya’ya özgü tuzlu su timsahı) karada kısa mesafede bir at kadar hızlı koşabilirler. Eğer bir timsah tarafından kapılırsanız bağırın, çağırın, yumruklayın ama pek de şansınız yok. Yıllık Ortalama ölümler: 600-1000 arası 4-) Büyük kediler
Kaplanlar genellikle arkadan saldırırlar ve avlarının atardamarlarını ısırmak veya boynunu kırmak için boynunu hedef alırlar. Bu genelde büyük hayvanlar için geçerli tabii yetişkin bir kaplanın tek bir pençe darbesi bir insanın boynunu kırmak için fazlasıyla yeterli. Eğer büyük bir kedi ile karşılaşırsanız, gözlerinin içine bakın ve onunla göz temasını yitirmeyin. Yanınızda bulunan eşyalar ile kendinizi olduğunuzdan büyük göstermek de işinize yarabilir. Eğer arkanızı döner ve kaçmaya çalışırsanız kedi kesinlikle saldıracaktır. Bağırmak ve bir şeyler fırlatmak da kedinin saldırıdan vazgeçmesini sağlayabilir. Eğer biri sizi yakalamış ise burnuna ve gözlerine vurmayı deneyin. Yıllık Ortalama ölümler: 800 - 1000 arası 3-) Akrep:
Akrepler genellikle zehirlerini kuyruklarında bulunan bir iğne ile avlarına aktarırlar. Buna rağmen Tüküren Afrika Akrebi zehrini bir metre kadar uzağa püskürtebilir. Zehir avı felç etmek sureti ile iş görür. Akrepler genelde gündüz ortalıkta dolaşmazlar ve gece aktif hale gelirler. Dolayısı ile yatmadan önce yatağınızı silkelemekte fayda var. Ayrıca lavanta ve limonun akrepleri uzak tuttuğuna dair söylentiler de var. Yıllık Ortalama ölümler: 900 - 2500 arası 2-) Yılan:
Yılanlar çok hızlı hayvanlardır ve insanların her yeri ısırmak için iyi bir hedeftir. Zehir çok çabuk bir şekilde kana karışarak etkisini gösterir. Yılanlar avlarını felç etmek amacı ile zehirlerini kullanırlar. Kral kobra bir insan boyu kadar yükselebilirve zehrini göze fırlatabilir. Tüm öldürücü yanlarına rağmen genelde yılanlar tehdit edilmedikçe insanlara saldırmazlar. Ölümler genelde yılanları rahatsız etmek, saklandıkları yerleri kurcalamak ya da üzerlerine basmak yüzünden meydana gelen ısırıkların sonucudur. Eğer bir yılanla karşı karşıya kalırsanız çok yavaş hareketlerle geri çekilin. Bir yılan uzunluğunun yarısı kadar bir mesafeden anında saldırabilir. Eğer bir tehdit sezerse -ani hareketler hayvan tarafından bu şekilde yorumlanacaktır - ve irkilirse, bunu yapacaktır. 1-) Sivrisinek:
Dişi sivrisinekler salgıladıkları bir sıvı ile deriyi inceltir ve keskin ağızları ile burayı delerek kurbanın kanını emerler. Çoğu kurban ısırıldıklarını bağışıklık sistemi harekete geçene kadar hissetmez. Bu sırada ise sivrisinek işini bitirmiştir. Eğer hastalıklı bölgelere gidiyorsanız, aşılarınızı ve haplarınızı unutmamalısınız. Sivrisineklere karşı en etkin koruma DDT ile donatılmış ağlardır. Ayrıca deriye direk sürülen kremler ve sinek spreyleri de faydalı olabilir. January 12 ENFLASYON %9 YAŞASIN !BİZ Mİ COK SALAK GOZUKUYORUZ ?
Ne sihirdir ne keramet Ne diyorlar bize? Enflasyon tek haneli. Yüzde 9 küsur. Isteyen, Türkiye Istatistik Kurumu'nun internet sitesindeki resmi rakamlara baksın. Isteyen, vergi iade zarflarına koymak için topladıgı fislere baksın. Yumurta yüzde 69 pahalandı. Ekmek yüzde 16.4. Domates yüzde 50. Süt 11, bal 13, salça 26.... Kömür yüzde 28. AMA BIZ SALAKLARA % 9 Kombi 20, Dogalgaz 24.4, Tüp 13.4 , Deterjan 17, zeytinyagı 13, motoryagı 38. Kira? Yüzde 25... Ilaç? Yüzde 18... Taksi 18, vapur 19... Pilav üstü kuru? Pirinç 20, fasulye 30... Dana eti 14. Tavuk eti 20. AMA BİZ SALAKLARA % 9 Enflasyon 9 küsur, Hacca gidis yüzde 39 küsur... Aradaki 30 puan, Sevap farki midir? Baharat yüzde 24. Okul çantasi yüzde 19. Ayakkabi yüzde 23. İktidarin sembolü? Türban yüzde 27... Obürü? Ampul yüzde 13... Leblebi yüzde 42, sarımsak yüzde 62. Elma yüzde 45, armut yüzde 56, ayva yüzde 63. Sıhhi tesisat malzemesi yüzde 67, telefon yedek parçasi yüzde 93, tül yüzde 98... AMA BİZ SALAKLARA % 9 Peki nasıl oluyor da oluyor? Söyle oluyor... Davul tozu, eksi 45. Minare gölgesi, eksi 55. Hokus pokus, eksi 70. Abra kadabra, eksi 90. Topla hepsini... Al ortalamasini. Hoooop , Enflasyon 9 küsur! BAKIN ISTE BASBAKAN SUREKLI SOYLUYOR YA: 'Nereden nereye... Ne zaman yapildi AKP li ilk genel secim? 3 Kasım 2002'de... Ne diyor Basbakan R.T.E: 'Türkiye'yi neredeeen, nereye getirdik!..' 2002'de yola cıkmıslar mı? Cıkmıslar... Cıkmıslar da ne olmus?.. Bakalım neler olmus?.. Nereden nereye gelmisiz!.. Iste rakamlar: BENZIN: Bugün: 3.00 YTL 2002'de 1 milyon 696 TL ( 1.69 YTL) Artis orani: % 76 TUPGAZ: Bugün: 35 YTL 2002'de: 19 milyon TL ( 19.00 YTL) Artıs oranı: % 84 EKMEK: Bugün: 0.40 YTL 2002'de 150 bin TL ( 0.15 YTL) Artıs oranı: % 250 ISSIZ SAYISI: Bugün: Resmi: 2 milyon 487 bin. (Gerçek: 10 milyon.) 2002'de: Resmi: 2 milyon 412 bin (Gerçek: 6 milyon 200 bin) KARSILIKSIZ CEK: Bugün: 1 milyon 535 adet 2002'de: 748 bin adet. PROTESTOLU SENET: Bugün: 2 milyar 803 milyon adet 2002'de: 498 bin 748 adet DIS BORC: Bugün: 280 milyar dolar. 2002'de: 130 milyar dolar. iC BORC: Bugün: 182.4 milyar dolar. 2002'de: 90 milyar dolar. DIS TICARET ACIGI: Bugün: 51.3 milyar dolar. 2002'de: 15.5 milyar dolar. SICAK PARA: Bugün: 53 milyar dolar. 2002'de: 8.1 milyar dolar. Simdi bir anket: a) Yan gelip yatmislar! b) Analarini alip gitmisler ! c) Satmislar! d) Acmislar! e) Hic biri!.. BIZ GERCEKTEN COK MU SALAK GOZUKUYORUZ ? Eee son genel secim sonucları % 48 olduğuna göre en azindan %48'i EVET January 11 Ameliyat Önlükleri Neden Yeşildir ?
Ameliyat önlükleri çoğunlukla yeşil ya da mavi-yeşildir. Bu renklerin seçilmesinin sebebi optik ilüzyon etkisini azaltmaktır. Belli bir renge uzun süre bakıp da sonradan başka bir fon rengine baktığınızda, fonun üzerinde ya o rengi ya da başka bir rengi görürüz. Aşağıdaki şemada mavi renkli +’nın ortasındaki küçük +’ya 20-30 saniye boyunca bakınız, sonra beyaz karenin ortasındaki +’ya baktığınızda gördüğünüz, bu etkidir. ![]() Deneylerle optik illüzyon etkisinin, başdönmesi ya da mide bulantısına sebep olduğu kanıtlanmıştır. Uzun bir süre kırmızı bir nesneye bakıp, gözümüzü başka bir fona çevirdiğimizde gördüğümüz renk yeşil olmaktadır ve yine deneyler kanıtlamıştır ki, kırmızıdan sonra fon renginin yeşil olmaması, en fazla mide bulandıran kombinasyondur. (O yüzden bu yazıyı okurken klavyenizin ya da monitörünüzün başına istenmedik bir kaza gelmesin diye yukarıya farklı renklerden bir örnek koyduk.) Sonuç olarak, bir ameliyat sırasında duruma göre uzun süre ameliyat yerindeki kan rengine bakmak zorunda kalan operatör doktor başını neşter almak, ya da bir an dinlenmek için bile kaldırıp etrafına bakındığında yeşil yahut mavi-yeşilden farklı bir renk görüp, ameliyatın gidişatını etkileyebilecek bir baş dönmesine maruz kalmasın diye bu renk seçilmiştir.
January 06 TÜRKLER VE KIZILDERİLİLERKIZILDERİLİ VE TÜRK İLİŞKİSİ
Günümüze kadar uzanan tarihleriyle bazı kabileleri şu şekilde irdeleyebiliriz: Amerikaya gelen yerleşimcilerin ilk karşılaştıkları kabileler arasında Seminoller, Çerokiler ve Mişuki kabileleri bulunmaktaydı. İspanyol kaşiflerin Amerika'ya olan yolculukları sırasında Kaliforniya'da bulunan Soson, Payitu, Kahula, Mevuk ve diğer bazı kabilelerle karşılaştılar. Günümüzde ise ABD de resmen kabul edilen 554 Kızılderili kabilesi bulunmaktadır. Gelgelelim Kızılderililer ve Türklük ilişkisine ait bulgulara … i) DNA Bulguları:
2-4 temmuz 1999’da Denizli’de gerçekleşen Yedinci Türk Dünyası Dostluk Kardeşlik ve İşbirliği Kurultayında konuşan M. Franklin Keel (Dogu Amerika Kizilderilileri Bolümü Baskani) Kızılderililer ile Türklerin DNA testlerinin aynı olduğunu ve ayrıca “Y” kromozomunun sadece Türkler ile Kızılderililerde bulunduğunu belirtiyor. ii)Kültürel Benzerlikler:
iii)Kelimelerin kullanım açısından benzerlikleri: Bu bilgiler ne kadar ilginizi çekti bilmem ama gerçektende insanın aklında bir soru işareti bırakmıyor da değil.... K A Y N A K : http://www.hafif.org/yazi/kizilderili-turk-iliskisi January 05 Türk Erkeği Çekicidir![]() İşe Başlarken Besmele Çeker Delikanlıdır Tespih Çeker Sportmendir Barfiks Çeker Tek Eliyle Şınav Çeker Kendi Dişini Kendi Çeker Kaçan Golde Yuh Çeker Ağzında Sigara Halay Çeker Dikiz Aynasından Hareket Çeker Muazzam Kopya Çeker Kaynanadan Çok Çeker Genelde Babaya Çeker Evladına Nutuk Çeker İskenderin Üstüne Künefe Çeker Komedi Filminin Kralını Çeker Çuhayı Yırtmadan Pike Çeker Kafası Bozulunca Resti Çeker Parayı Bulan Arabayı Çeker Mahallede Pati Çeker Gurbette Hasret Çeker Sevdiğini Sorguya Çeker Aldatılınca Tetiği Çeker Memlekete Turist Çeker Kaşı Gözü İlgi Çeker Her Ortamda Dikkat Çeker İtalyan Erkeklerine Beş Çeker İngilizlere Yirmi Beş Çeker Balık etli Görünce İç Çeker December 16 MUTLULUKBiR KADIN NASIL MUTLU EDiLiR?
Çok zor degil. BiR ERKEK, BiR KADINI MUTLU ETMESi içiN YALNIZCA SUNLAR OLMAK ZORUNDADIR… 01. bir dost 02. bir yoldas 03. bir asik 04. bir agabey 05. bir baba 06. bir usta 07. bir asci 08. bir elektrikci 09. bir marangoz 10. bir muslukcu 11. bir tamirci 12. bir dekorator 13. bir stilist 16. bir psikolog 17. bir hasere yok edici 18. bir psikiyatrist 19. bir sifaci 20. iyi bir dinleyici 21. bir organizator 22. iyi bir baba 23. cok temiz 24. sempatik 25. atletik 26. sicak 27. kibar 28. nazik 29. zeki 30. komik 31. yaratici 32. sefkatli 33. guclu 34. anlayisli 35. hosgorulu 36. sagduyulu 37. hirsli 38. yetenekli 39. cesur 40. kararli 41. dogru .. … 11987. guvenilir 11988. tutkulu TABii, SUNLARI DA UNUTMADAN: 13989. ona duzenli olarak iltifat etmek 13990. alisverisi sevmek 13991. durust olmak 13992. cok zengin olmak 13993. onu strese sokmamak 13994. baska kizlara bakmamak VE AYNI ZAMANDA SUNLARI DA YAPMALIDIR: 17995. kendinden cok ona odaklanmak 17996. ona, ozellikle kendisi icin cok fazla zaman ayirmak 17997. nereye gittigine aldirmadan ona cok fazla yer sunmak SUNLAR DA ÇOK ÖNEMLi: Asla unutulmayacaklar: 21998. dogum gunleri 21999. yildonumleri 22000. onun aldigi kararlar BiR ERKEK NASIL MUTLU EDiLiR!!!* 1. Karnini iyice doyurun 2. Uzaktan kumanda ve çayini verip rahat birakin Huzursuzluk belirtisi gösterirse Madde-1 den tekrar baslayin… December 15 VÜCUDUMUZ HAKKINDA BİLMEDİKLEMİZVucüdumuz Hakkında Bilmeyseydik de Olur Diyeceğiniz 10 Şey
1. Ortalama bir insan vucudu 7 kalıp sabun yapacak kadar yağ, orta boy bir çivi yapacak kadar demir, oyuncak bir savaş topunu patlatabilecek kadar potasyum, küçük bir kümesini badana yapmaya yarayacak kadar kireç, bir reçel kavanozunu dolduracak kadar şeker ve bir köpeğin bitlerini öldürmeye yetecek kadar sülfür ihtiva eder. 2.Bir insan iskeleti anatomi/tıp okuyan bir öğrenciye ortalama 5,000$-7,500$ civarında bir paraya mal olurken, kendi iskeletinizi şu an satmaya kalkarsanız size getirisi en fazla 450$ civarında olur. 3. Ağzınız günde ortalama bir litre tükürük (salya) üretir. 4.Demodex folliculorum, daha önce duydunuz mu? Demodex 8 ayaklı, küçük kuyruklu, bir milimetrenin üçte biri uzunluğunda ve en sevdiği şey sıcak bir yer bulup orda uzanmak olan minik bir canlı. Bu minik canlı çoğumuzun saç köklerinde ve özellikle de kirpiklerimizde bulunmakta. 5.Her kulağımızda takriben 4000 tane kulak kiri yapımında görevli bez mevcut. 6. Bir insanın ortalama dışkısı 120 gramdır, ve bunun nerdeyse yarısı bağırsaklarımızda yaşayan ölü parazit ve bakterilerden oluşuyor. 7. Bir erkeğe ait ayaklar ortalama günde ortalama 1/4 litre ter üretmekte. Bu gerçekten de yeterince kötü koku demek:) 8. Eğer boğazımızda kaygan mukus tabaka olmasaydı, midemiz kendi kendini tahrip edecekti. 9. Bir insan ömrü boyunca, ortalama 40,000 litre idrar üretiyor. 10. 90 kilo ağırlığındaki bir insanın eti, bir oturuşta 100 yamyamı doyurmaya yetecek kadar çoktur. December 08 OSMANLI ÜLKELERİOSMANLI İMPARATORLUĞU YERİNE KURULAN ÜLKELER
Avrupa:
1.Türkiye 2.Bulgaristan (545 yil) 3.Yunanistan (400 yil) 4.Sirbistan (539 yil) 5.Karadag (539 yil) ![]() 6.Bosna-Hersek (539 yil)
7.Hirvatistan (539 yil) 9.Slovenya (250 yil) 8.Makedonya (539 yil) 10.Romanya (490 yil) 11.Slovakya (20 yil) Osmanli adi:Uyvar 12.Macaristan (160 yil) 13.Moldova (490 yil) 14.Ukrayna (308 yil) 15.Azerbaycan (25 yil) 16.Gurcistan (400 yil) 17.Ermenistan (20 yil) 18.Guney Kibris (293 yil) 19.Kuzey Kibris (293 yil) 20.Rusya'nin guney topraklari (291 yil) 21.Polonya (25 yil)-himaye- Osmanli adi: Lehistan 22.Italya 'nin guneydogu kiyilari (20 yil) 23.Arnavutluk (435 yil) 24.Belarus (25 yil) -himaye- 25.Litvanya (25 yil)-himaye- 26.Letonya (25 yil) -himaye- 27.Kosova (539 yil) 28.Voyvodina (166 yil) Osmanli adi: Banat Asya Asya
29.Irak (402 yil) 30.Suriye (402 yil) 31.Israil (402 yil) 32.Filistin (402 yil) 33.Urdun (402 yil) 34.Suudi Arabistan (399 yil) 35.Yemen (401 yil) 36.Umman (400 yil) 37.BirlesIk Arap Emirlikleri (400 yil) 38.Katar (400 yil) 39.Bahreyn (400 yil) 40.Kuveyt (381 yil) 41.Iranin bati topraklari (30 yil) 42.Lubnan (402 yil) Afrika 43.Misir (397 yil) 44.Libya (394 yil) Osmanli adi:Trablusgarp 45.Tunus (308 yil) 46.Cezayir (313 yil) 47.Sudan (397 yil) Osmanli adi: Nubye 48.Eritre (350 yil) Osmanli adi: Habes 49.Cibuti (350 yil) 50.Somali (350 yil) Osmanli adi: Zeyla 51.Kenya sahilleri (350 yil) 52.Tanzanya sahilleri (250 yil) 53.Cad'in kuzey bolgeleri (313 yil) Osmanli adi: Resade 54.Nijer'in bir kismi (300 yil) Osmanli adi: Kavar 55.Mozambik' in kuzey topraklari (150 yil) 56.Fas (50 yil) -himaye- 57.Bati Sahra (50 yil) -himaye- 58.Moritanya (50 yil) -himaye- 59.Mali (300 yil) Osmanli adi: Gat kazasi 60.Senegal (300 yil) 61.Gambiya (300 yil) 62.Gine Bissau (300 yil) 63.Gine (300 yil) 64.Etiyopya' nin bir kismi (350 yil) Osmanli adi: Habeş November 17 OSURUK NEDİR ?Osuruk Nedir?
|
|
| | ||
|
|