sya2001 的个人资料sya2001照片日志列表更多 工具 帮助

日志


8月24日

Türkiye'nin en ilginç ilanı

 

4782953_6921_3b1n756

 

27-01-2007 Tarihinde alınmış dolayısıyla hala garantili (BAŞARI'dan), bi işe yarar bir telefon ya da PDA olmadığı için hiç kullanılmamış denebilir BENQ P50 telefonumu bütün vereceğim bilgilere rağmen hala alacak birisi varsa satmak istiyorum. Telefonun özellikleri şunlardır :

 

1-Kendisi bir PDA olup telefon özelliği sonradan monte edilmiş gibi davranan ve sizi arayanların size nadiren ulaşabilecekleri bir telefon hizmeti vermektedir. Telefonunuz açıkken kendi numaranızı ararsanız telefonun çalma ihtimali %'dir. Bu sebeple Cep telefonlu yaş bıkan arkadaşlar için tercih sebebi olabilecek bir kalitededir denilebilir.

2-Üzerinde bataryası olmasına rağmen aslında kendisi elektrikle çalışmaktadır. Konuşma halinde şarj süresi 30 dakika stand-by süresi de 12 saat civarındadır. Wireless açıkken şarj süresi 15 dakikadır. Ben şahsen bir mobil telefondan çok ev telefonu ya da bilgisayara bağlı skype telefonu olarak kullanacaklara tavsiye etmekteyim. Evden ev telefonu işten iş telefonu reklamını beğenen arkadaşlara şiddetle tavsiye edebileceğim eşsiz bir telefondur.

3-Tuş kilidi mevcut olmamasına rağmen cebinizdeyken yanlışlıkla kimseyi arama özelliği yoktur. Çünkü bırakın istemeden istesenizde arama özelliği kısıtlı bir telefondur. Cep telefonu faturası yüksek gelen, bir türlü cep telefonu konuşmalarını kısıtlayamıyorum diyen arkadaşlara şiddetle tavsiye ederim.

4-İki Kademeli bir batarya seviyesine sahip olup, birinci kademe kullanım için olup ikinci kademe sabit hafıza bilgileri içindir. Bütün şarjı iki kademeyi de bitirirseniz ya da sim kartınızı değiştirmek için bataryayı çıkarırsanız telefon kendini resetlemekte telefonu tekrar açtığınızda telefon ilk aldığınız hale gelmektedir. Bu cihazda yüklü işletim sistemi olan Microsoft Windows Pocket PC 2003 Phone edition'ın bir özelliğidir. Windows Mobile 5.0 da busorun giderilmiştir. Ama bu telefona Windows Mobile 5.0 yüklenemez. Ne kadar kullansamda telefonum hep yeni aldığım gibi kalsın diyen kullanıcılara şiddetle tavsiye ederim.

5-Yolda yürürken, diğer elinizde bir şey varken acilen birini aramak isterseniz buna müsade etmemektedir. "Elindeki işi bitirmeden diğerine başlama" prensıbıne sahip kullanıcılara şiddetle tavsiye ederim.

6-Deri kılıfıyla kemerinize taktığınızda belinizde bir 7.65 silah gibi görünecek kadar büyük olup, silah heveslisi kullanıcılara şiddetle tavsiye edilir.

7-Yolda birileri sizi çevirip telefon numaralarını size kaydettiriyorsa ve siz bundan bıktıysanız. Sizin için de biçilmiş kaftandır P50. Çünkü telefona kaydettiğiniz (ki o kadar yetenekli olmak herkesin harcı değildir.) numaralar en geç 2 gün içinde bir şekilde telefonunuzdan silinmektedir.

8-Komşunun şifre koymadığı internetini kullanmak isteyen arkadaşlar için uygun bir cihazdır.

9-Burger King'de hamburgerinizi yerken internete bağlanabilirsiniz. Ama hamburgeriniz bitmeden şarjı biteceği için Buger King'lerde zaman öldürmezseniz.

10-Çocuklarının internet başında çok zaman harcadığını düşünen veliler için mükemmel bir cihazdır. Kimse bu cihazın başında yarım saatten fazla zaman geçiremez. Çünkü ya cihazın şarjı biter ya da sizin tahammülünüz. Bu sebeple iki kademeli koruma sağlayan güvenli bir PC'dir.

11-Bilgisayara yüklenen programların benzerlerinin yaklaşık ` ı bu cihaza da yüklenebilir.

12-Skype telefonu olarak kullanılabilir.

13-Pek mümkün olmamakla beraber eğer bir yolunu bulup birini arayabilirseniz ya da biri bir şekilde bu telefondan size ulaşabilrse telefonun görüşme kalitesi çızırtılı olup, seni duyamıyorum ne diyosun deyip muhtelif sesler çıkararak görüşmeyi bitirmek için sıkıntı çeken arkadaşlara şiddetle tavsiye edilir.

14-1.3 megapiksel kamerasıyla çektiğiniz resimlere baktığınızda "Yahu burda ben neyi çekmiştim. Bu ne ki diye sorarbilirsiz. Eğer siz de hitabeti seven sözlü konuşmaya görüntüden çok önem verenlerdenseniz bu telefonla çektiğiniz görüntüleri başkalarına gösterirken görüntünün aslında ne çok şeyler içerdiğini uzun uzadıya anlatabilirsiniz. Soyut resimlerden hoşlanan arkadaşlara şiddetle tavsiye edilir.

15-Bu cihaz hakikaten satılıktır.

16-Benim cihaz hakkında bütün özelliklerini sayıp dökmem birilerine sanki çok iyi bir cihazmış gibi satmamaya çalışmam tamamen üreticisinden daha dürüst olmamla alakalıdır.

17-1GB'lık hafıza kartı da hediyemdir. Teselli hediyesi denebilir.

18-Son olarak eğer böyle bir telefon edinirseniz sadece 1 aylık düzenli kullanım sonucunda en az benim kadar güzel cümleler kurabilir, hayata çok farklı pencerelerden bakmayı öğrenir hatta kullanım süresinin uzaması halinde filozof bile olabilirsiniz.

Bu hayata farklı gözlerle bakabilme becerisi sizin zaten sahip olduğunuz bir çok problemle nasıl yaşayacağınızı da öğretir.

Yani bu telefonu kullanırken mutlu olmasanız bile bu telefon dışında hayatınızın her alanında mutluluğu yakalayabilirsiniz.

Mutluluk da hiç bu fiyata satılmamıştı. :))

 

İlanın orjinali için : http://www.sahibinden.com/sahibine_fayda_saglamayan_benq_p50_satilikWQQaXQQ4782953WQQpXQQdisplayitem?keyword=cep

8月16日

CD VE DVD TARİHİ

CD VE DVD'NİN TARİHİ



Televizyonun mucidi aynı zamanda ilk video kaydedicinin de mucididir: 1826?da John Logie Baird gramafonla aynı ilkeyi kullanarak 25 cm. çapındaki balmumu bir diskin üzerine görüntü kaydedebilen bir aygıtın patentini aldı? Philips Electronics firması Philips Lazervision ile diskin üzerine görüntü kaydetme fikrini 46 yıl sonra yeniden icat etti; 1972?de tanıtımını yaptıkları bu aygıt ABD'de 1980?de, Avrupa'da 1982?de piyasaya sürüldü. Ayrıca Philips ile Sony firmalarının ortak olarak CD'yi piyasaya sürdükleri tarihtir. (1982)
Lazer okuyuculu videodisk ve CD, James T. Russell'ın icadı olan optik diskten türemiştir. Russell, vinil plakların pikap iğnesi yüzünden aşınıp yıpranmasından bıkmış ve 1965?te bilgiyi lazerle okunacak şekilde bir disk üzerine kaydetme fikrinin patentini almıştı. Philips firması, Russell'ın fikrini video görüntülerini kaydedecek şekilde genişletti ve 1969?da Klaas Compaan ve Piet Kramer, video uzunçalarını geliştirdi: 30 cm'lik video diskin ilk tanıtımı 1972?de yapıldı ve 1980?de Lazervision adıyla piyasaya sürüldü. Bu arada, 1975?te Philips'in ses üzerine sürdürülen AR-GE çalışmalarını yürüten mühendislerden Lou Ottens, sesi küçük bir optik disk üzerine kaydetmek için çalışmalar yapıyordu: Sony ile ortak geliştirme çalışmasından sonra, 1982?de yaygın olarak kullanılan 4,8 inçlik (12 cm) kompakt diskler piyasaya çıktı; bu buluş daha sonra da CD-ROM olarak bilgisayarlara uyarlandı.

Baird'in diski ile Philips'in Lazervision'ı zamanlarının ötesindeydi. Doğru düşünülmüş icatlardı ama kullanılmaları pek mümkün değildi. Bununla birlikte, disklerdeki ve lazer teknolojilerindeki ilerlemeler 1990?larda Philips, Sony, Matsushita ve Toshiba'nın "sayısal çok yönlü disk" (DVD) i geliştirmesine öncülük etti. CD ile aynı boyuttaki DVD daha fazla bilgiyi depolayabiliyordu. Bir filmi kaliteli olarak görüntüleyebilecek kadar bilgiyi depolayabilmesi sayesinde görüntü kaydında video kasetlerin yerini aldı.

Biliyor Muydunuz?

İlk CD prototipinin boyutu, kayıt süresini 74 dakikaya çıkarmak üzere 4,6 inçten (11,5 cm) 4,8 inçe (12 cm) çıkarılmıştı; çünkü Sony'nin yönetim kurulu başkanı Akio Morita'ya göre bir CD, Beethoven'ın Dokuzuncu Senfonisi'nin sığacağı boyutta olmalıydı. Morita, Berlin Filarmoni Orkestırası'nın şefi Herbert von Karajan'ın dostuydu; Karajan'ın yönetiminde seslendirilen bu senfoninin en iyi performans olduğu genel kabul görür. Karajan'a göre CD'lerle karşılaştırıldığında "diğer herşey havacıca" gibi kalmıştı.

Arabalardaki ve portatif CD çalarlardaki sarsıntı önleme sistemi, diskçalar sarsıldığında lazer okuyucunun müziği atlamasını fiziksel olarak önlemez. Bunun yerine, çalan müzik ile lazerin okuması arasında bir gecikme olur, yani makine sarsıldığında en son nereyi okuduğunu hatırlayarak oradan okumaya devam eder. Philips, CD aygıttan çıkarıldığında bile belirli bir süre müziği çalmayı sürdüren bid diskçalarla bu özelliğin tanıtımını yaptı.

Bir milyon satış rakamına ulaşan ilk CD, Dire Straits'in Brother's in Arms adlı albümüdür. (1986)

CD 25 yaşında

Başta hayli pahalı olan CD'lerin okuyucuları bugünün parasıyla 2 bin 800 YTL'ydi.
Philips'in 17 Ağustos 1982'de ürettiği ilk CD, müzik endüstrisinde kimsenin tahmin etmediği bir devrim yarattı. Plağı, kasedi silip bilgi işleme de sızan 'teker'den 25 yılda 200 milyar satıldı
Müzik endüstrisinde devrim yaratan ve daha sonra diğer alanlarda da kullanılmaya başlanan CD (compact disc) 25 yaşında. Merkezi Hollanda'da bulunan Philips'in Almanya'nın Hannover kentindeki fabrikasında 17 Ağustos 1982'de ürettiği ilk CD'nin geliştirilmesine katkıda bulunan mühendislerden Piet Kramer, "70'lerin sonu ve 80'lerin başında, bir gün eğlence ve bilgi işlem teknolojisinin, film ve program depolamak için dijital diskleri tercih edeceğini hiçbirimiz düşünmemiştik" diye anlatıyor.
CD, 90'lardan itibaren müzik endüstrisinde plak ve kasedin yerini aldı, bilgi işlem alanına girdi. CD-ROM ve DVD üretildi. 25 yılda yaklaşık 200 milyar CD satıldı.
CD olarak piyasaya çıkan ilk albüm, İsveçli grup ABBA'nın 'The Visitors'ı oldu. 1985'te İngiliz rock grubu Dire Straits'in, dijital kaydedilen ilk albüm olan 'Brothers In Arms'ı, 1 milyondan fazla sattı ve CD'nin müziğin geleceğindeki yeri de sağlamlaşmış oldu.
Önce klasik müzikçiler
İlk günlerde Philips fabrikalarında saatte 200 CD üretiliyordu ve bunların çok büyük kısmı klasik müzik CD'siydi. Philips'e göre ses kalitesi çok üst seviyede olan CD'lere klasik müzik dinleyicileri, başlarda pop ve rock sevenlere oranla çok daha fazla ilgi gösterdi.
İlk zamanlar plağa göre çok daha pahalı olan CD'lerin okuyucularının da fiyatı hayli yüksekti. İlk CD çalarlar bugünün parasıyla 1500 avroydu (2 bin 800 YTL).
Polygram şirketinin CD geliştirme ekibinde yer alan Frank van den Berg de, CD'lerdeki ses kalitesinin, plakların ses kalitesiyle kıyaslanamayacağını tekrar hatırlatıyor. Van den Berg, "Polygram için yapılan ilk kayıtlardan biri Şilili piyanist Claudio Arrau'nunkiydi. CD'de Arrau'nun çalarken nefes nefese kaldığı ve arada homurdandığı ortaya çıktı. Plaklarda bu sesleri duymazsınız. CD'lerdeyse ses çok temiz" diyor.

 

K A Y N A K : http://www.gelenkutum.com/2008/01/cd-ve-dvdnin-tarihi-hakkinda.html

8月15日

Virüsler vs.

VIRUS, MALWARE, SPYWARE, ADWARE NEDİR ?




Adware nedir?

Kendi yazdığı programı satmak yerine, belirli firmalar tarafından sağlanan reklamları programın içine gömerek kullanıcıya sunan programların genel adı "adware" dır. Bu programların en belirgin özelliği ücretsiz olarak dağıtılması ve programı yazanın kazancını sizin bilgisayarınızda bu reklamları göstermesi ve sizin de gördüğünüz reklamları tıklamanızdan sağlamasıdır.


Spyware nedir?

Adware' den farklı olarak, kullanıcının bilgisayarında hem belirli firmaların reklâmlarını görüntüleyip hem de bir iz kontrol mekanizması oluşturan programlara "Spyware" denir. Adware' den en belirgin farkı sizin bilgisayarınızda ne yaptığınızı ve bir kısım kişisel bilgilerinizi (hangi sitelere giriyorsunuz, ne tür içerik sizin ilginizi çekiyor, kredi kartı numaranız nedir, internet şifreleriniz nedir vs.) daha önceden belirlenmiş bir sunucuya, internete bağlandığınız zamanlarda gönderen (bir noktada sizin bilgisayarınızda ajanlık eden) programlardır.

Malware nedir?

"Malicious software" 'in kısaltılmasıdır. Virüsler, trojanlar ve istenmeyen kötü niyetli kodların genel adıdır. Truva ati olarak da bilinen virüsler bu kategoriye girerler. Bir programın eklentisi olarak gelebileceği gibi, girmiş olduğunuz enfekte olmuş bir web sitesinden de sizin bilgisayarınıza yüklenebilir

Dialer nedir?

Dialer programlar bilgisayarınızın internet bağlantı ayarlarını değiştirerek sizi ödemeli bir telefon hattına yönlendiren programlardır. Siz bu dialer programlar bulaştığı esnada her zamanki gibi internete bağlanırken eve şişik bir telefon faturası gelince şoke olursunuz, çünkü faturanız birden belki de 10 katı ile artmıştır. Bunun nedeni bu bilgisayarınıza bulaşan dialer programlar internete bağlandığınız numarayı biraz önce belirttiğimiz gibi ücretli bir yurtdışı hattı veya 900lü bir hat ile değiştirip sizi her internete girişinizde bu ücretli hatlar aracılığı ile internete bağlamıştır.

Virus nedir?

Virüsler birer programdır. Fakat kendi kendilerini kopyalarlar, bir yerden bir yere bulaşırlar. Bilgisayarınız çalıştırıldığında otomatik olarak faaliyete geçerler. Bir virüsün bir diğer dosyaya veya sürücüye geçmesi çok kolaydır. Örneğin virüslü bir disket bilgisayara takıldığında disketin içinde hangi dosyaların olduğuna bakıldığında yani "dır" yazılıp enter tuşuna basıldığında virüs anında bilgisayarınıza bulaşabilir.

Macro virüsü nedir?

Bilgisayarınızda kullanıdığınız bazı paket programların, eksik kaldığı yada ihtiyazınızı karşılayacak şekilde bu kullanılan temel programa yardımcı olarak geliştirilen programlar vardır. Bu yardımcı programın yazım dilinde temel programla aynı olur. Bunun gibi bazı paket programların "Macro" adı verilen yardımcı paketlerle yazı yazma, işlem yapma, tablo oluşturma gibi temel bazı çaılşmalar sırasında birçok işlemleri otomatik ve daha kolay yapmanızı sağlayabilir. Programların bu özelliğini kullanarak yazılan virüslere "macro virüsleri" adı verilir. Bu virüsler, sadece hangi macro dili ile yazılmışlarsa o dosyaları bozabilirler. Macro virüsleri hangi temel programa ek olarak yazılmışlarsa o programı her çalıştırmanızda aktif hale geçer ve ilgili programların kullandığı bazı tanımlama dosyalarına da bulaşmaya çalışır. Böylece o programla oluşturulan her dökümana virüs bulaşmış olur.

Trojan horses (Truva Atları) nedir?

"Truva Atı, bir program içinde gizlenen ve bilgisayarınızda gizli İşlevler yapan bir virüs programıdır.
Truva Atları genellilkle, e-postaların içine yerleştirilerek yollanır. İçine saklandığı program çalıştırılcaya kadar aktif hale geçmezler. Truva Atı aktif hale geçince, bulunduğu sistemdeki korunmasız host ve serverlar hakkındaki bilgilerin tamamını ya kendi içinde kaydetmeye başlar. Yada bu virüslerin özelliği gereği bulaştığı bilgisayarları uzaktan erişime uygun hale getirdiğinden, elde ettiği bilgileri başka bir bilgisayara internet yoluyla gönderir. Bu virüsü bilgisayarınıza yerleştiren kişi, uzaktan erişim suretiyle sizin bilgisayarınızın içine çok rahatlıkla girerek, dosyaların açarak içeriğinde değişiklik yapmak, dosya silmek, sizin dosyalarınızı kendi bilgisayarına kopyalamak, e-postalarınızı okumak, CD-ROM' u açıp-kapatmak, varsa internet bankacılığı veya kredi kartı bilgilerinizi kopyalamak gibi sizin bilgisayarınızda yapabileceğiniz bütün işlemleri yapabilmektedir. Kısacası, Truva Atı bulaşan bir bilgisayarın, biri siz diğeri de uzaktan erişim metoduyla bilgisayarınıza giren kişi olmak üzere iki kullanıcısı olur. Zekice yazılmış bir Truva Atı, kendisini asla belli etmeyeceği ve hiçbir iz bırakmayacağı için, onun nerede olduğunu bulmak gerçekten çok zordur ve profesyonellik gerektirir.

Logic Bombs (Mantık Bombası) nedir?

Mantık Bombaları, herhangi bir programın içerisine yerleştirilen virüs programlarıdır. Bazı şartların sağlanması durumunda patla yani çalışmaya başla sisteme zarar verirler. Çernobil virüsü buna çok iyi bir örnek olabilir. Bombalar, tüm dosyaları ve bilgileri silebilir veya sistemi göçertebilir.

Trap doors (Tuzak Kapanları) nedir?

"Tuzak kapısı ya da arka kapı, bir sistemin yazılımını yapan kişi tarafından, yazılımın içine gizli bir şekilde yerleştirilen bir virüs yazılımıdır. Bu programın çalıştığı bilgisayara virüsü yerleştiren kişinin, uzaktan erişim yöntemiyle sistem koruyucularını aşarak sızması mümkündür.

Exploit (Sömürmek) nedir?

İşletim Sistemleri ve bazı programların açıklarını bulup bu açıkları kötüye kullanma yöntemine "exploit" deniliyor. Exploit'ler ile sistem şifreleri görülebilir, sistemler hakkında bilgiler elde edilebilinir. Exploitler sistemin olağan olarak çalışmasına engel olurlar ve sisteme dışardan kod göndererek sistemi normal olarak çalıştığına ikna ederler ve genelde de yetkisiz erişim için kullanılmaktadır. Bu tip virüsler, bulaştıkları bilgisayarın hafızasında bulunan e-posta adreslerinin hepsine o bilgisayar üzerinden e-posta göndererek virüsün diğer bilgisayarlara da bulaşmasını sağlarlar. E-maili alan kişi, gelen mailin daha önceden haberleştiği ve tanıdığı bir kişiden geldiğini görerek maili açmakta hiç tereddüt etmez ve kendi bilgisayarına da virüsü bulaştırır. Virüs bu bilgisayar üzerinde de ayanı işlemi tekrarla yayılmaya devam eder. Bu tip virüslerin birçok kullanıcıya hitap eden serverlara bulaştığını düşünürsek, servera bağlanan her bilgisayara bu tip virüslerin bulaşması ile bir anda birçok bilgisayar zarar görmektedir.

Worms (Solucan) nedir?

Solucan da, virüs gibi, kendisini bir bilgisayardan diğerine kopyalamak için tasarlanmıştır ancak bunu otomatik olarak yapar. İlk olarak, bilgisayarda dosya veya bilgi ileten özelliklerin denetimini ele geçirir. Solucan bir kez sisteminize girdikten sonra kendi başına ilerleyebilir. Solucanların en büyük tehlikesi, kendilerini büyük sayılarda çoğaltma becerileridir. Örneğin bir solucan, e-posta adres defterinizdeki herkese kopyalarını gönderebilir ve sonra aynı şeyi onların bilgisayarları da yapabilir. Bu, domino etkisinin getirdiği yoğun ağ trafiği işyeri ağlarını ve Internet'in tümünü yavaşlatabilir. Yeni solucanlar ilk ortaya çıktıklarında çok hızlı yayılırlar. Ağları kilitlerler ve olasılıkla sizin ve başkalarının Internet'teki Web sayfalarını görüntülerken uzun süreler beklemenize yol açarlar.

Truva atı nedir?

Mitolojideki Truva atı nasıl bir armağan gibi görünüp, aslında Troya kentini ele geçirecek Yunanlı askerleri taşıyorduysa; bugünün Truva atları da yararlı yazılımlar gibi görünen bilgisayar programlarıdır, ancak güvenliğinizi tehlikeye atar ve pek çok zarara yol açarlar. Yakın geçmişteki bir Truva atı, Microsoft güvenlik güncelleştirmeleri olduğu iddia edilen eklerin bulunduğu bir e-posta görünümündeydi, ancak ekteki dosyaların virüsten koruma ve güvenlik duvarı yazılımlarını devreden çıkarmayı hedefleyen virüsler olduğu ortaya çıktı.

Kötü niyetli yazılımların genel bir listesini yaparsak:
* sisteminizden dışarı telefon çevirisi yaparlar (auto-dialer - otomatik çevirici)
* sisteminizi uzaktan yönetirler (remote control - uzaktan kumanda)
* özel bilgilerinizi toplarlar (spyware - casus yazılım)
* istenmeyen pencereler gösterirler (adware - rahatsız edici reklâm)
* hangi tuşlara bastığınızı kaydederler (keyloggers - tuş kayıtçıları)
* sisteminize sessizce girer ve tamamen ele geçirirler (rootkit)
Yukarıda saydıklarımız ve bunların dışında teknikler her geçen gün büyük bir hızla çoğalıyor ancak bir bu yazıda kötü niyetli yazılımların en yaygın iki türünü inceleyeceğiz.

Rahatsız Edici Reklâmlar (Adware)

Rahatsız edici reklâmları (adware) kısaca tanımlamak gerekirse üzerinde bulundukları bilgisayara özel reklâmlar göstermek için tasarlanmış yazılımlardır. Nedenler durumdan duruma değişebilir fakat son kullanıcının yaşadığı sıkıntılar aşağı yukarı aynıdır. Rahatsız edici reklâmlar aynı zamanda üzerinde bulundukları sistemdeki kişisel veya istatistiksel verileri sahibinin bilgisi ya da izni olmadan üçünü kişilere gönderebilirler. Bu tür yazılımlar size istemediğiniz bilgiyi göstermek aşamasından sizin izniniz olmadan kişisel bilgilerinizi başkalarına açmak konumuna geçtiklerinde kötü niyetli olarak tanımlanabilirler.

Sık karşılaşılan rahatsız edici reklâmlar:
* Masaüstü arama yardımcıları veya indirme yöneticileri
* İnternet alış-veriş veya araştırma yardımcıları
* İmzalanmamış ActiveX denetimleri veya eklentiler
* İnternet gezdikçe para ödeyen reklâm uygulamaları
* Uygulama tarafından eklenen araç çubukları
* Gerçek zamanlı hava durumu raporu sunan araçlar

Rahatsız Edici Reklâmların Etkileri
Rahatsız edici reklâmlar, bulunmaları ve temizlenmeleri sırasında kaybettirdikleri zaman nedeniyle ve tekrar gelmelerini engellemek için satın aldığınız yazılımlar nedeniyle size para kaybettirirler. Bir ya da birkaç bilgisayarı olan ev kullanıcıları için bu durum çok önemli olmayabilir fakat büyük firmalar açısından düşünüldüğünde bu tür yazılımlar gerçekten büyük masraflar açabilirler. Rahatsız edici reklâmlar genellikle orta seviyede tehlikeli kötü niyetli yazılımlar olarak algılanırlar.

RCasus Yazılımlar (Spyware)

Casus yazılım terimi, soğuk savaş zamanında kötü niyetli amaçları için gizlice iletişim hatlarına sızan ajanları hatırlatıyor. Belki de bu terimi bilgisayar dünyasına kazandıran kişinin ilk düşüncesi bu şekildedir. Bu terim hayatımıza 1990?ların ortalarına doğru girmeye başladı. Günümüzde casus yazılım tanımını kullanıcının bilgisi ya da izni olmadan kişisel bilgileri izleyen, toplayan ve üçüncü kişilere gönderen her türlü yazılım için kullanılıyor.

Casus yazılım bulaşmasının gözlenebilen sonuçları:
* kişisel Web veya e-posta istemcisi ayarlarının beklenmedik bir şekilde değişmesi
* kendiliğinden çıkan ve istenmeyen uygulamalar veya araç çubukları
* rasgele çıkan istem dışı reklâmlar

Daha az belli olan sonuçlar:
* Kişisel veya finansal bilgilerin hedeflendiği gizli veri toplama
* Sisteme tekrar gizlice girebilmek için açık bırakılan arka kapılar
* bulaşılan sistemin tamamının veya bir kısmının denetim altına alınması

Casus Yazılımların Etkileri
Casus yazılımlar hem zaman açısından hem de para açısından büyük zararlar doğurabilecek tipte tehditlerdir. Pek çok casus yazılım ticari olarak üretilip dağıtılır bu yüzden de en yaygın kötü niyetli yazılım türüdür. Casus yazılımlar, son kullanıcılardan sadece zaman ve para çalmazlar. Bazı türleri internet sitelerinin reklâm gelirlerini çalmak veya arama sonuçları üzerinde değişiklikler yaparak yaratıcısının istediği siteleri ön plana çıkarmak gibi amaçlara da hizmet edebilirler.Casus yazılımların sadece kullanıcıların sinirini bozanlarından tamamen yasa dışı olanlarına kadar pek çok çeşidi vardır. En iyi huylu olanları pazarlama amaçlı kullanılmak üzere internet sitesi ziyaretlerinizle ilgili istatistiksel verileri tutanlardır (bu verilerin bir sonraki kampanyada hatta çöp posta dağıtımında kullanıldığını unutmayın). Bir başka tür casus yazılımlar sadece istatistiksel veri toplamakla kalmaz aynı zamanda banka ve kredi kartı bilgileri gibi önemli verileri kötü niyetli üçüncü kişilere ulaştırabilirler.

 

K A Y N A K : http://www.gelenkutum.com/2008/03/virus-malware-spyware-adware-nedir.html

8月9日

Renklerin Kökeni

Renklerin sayısız tonu bize sayısız güzellik sunuyor. Gözümüze hitap ettiği gibi ruh hâlimizi de etkiliyor ve kelimeler gibi kendimizi ifade etmemizi sağlıyor. Kırmızı, mavi, yeşil, mor... Hepsi ne çok anlam içeriyor...

Renk: Farsça "renk", "boya", "kan", "utanma" gibi anlamları olan "reng" kelimesi Türkçeye "renk" olarak geçmiştir.

Mavi: Arapça "su" anlamına gelen "mâ"dan "mâî" (su renginde, suyla ilgili olan, suya benzeyen). Türkçeye "mavi" olarak geçti.

Pembe: Farsçada "pamuk" ve "pamuk çiçeği" anlamına gelen "penbe" kelimesinden "pembe" olarak dilimize girmiştir. Pamuk çiçeklerinin başlangıçta açık kızıla çalan renklerinden ismini almıştır.

Yeşil: Türkçedeki "taze", "diri" anlamındaki "yaş"tan "yaşıl-yeşil" dönüşümüyle günümüze gelmiştir. Bitkilerdeki canlılığı anlatmada kullanılırken anlam genişlemesiyle renk ismi olmuştur.

Kırmızı: Arapça "al", "kızıl" anlamına gelen "kırmıs"tan "kırmızı" olarak dilimize girmiştir. Eski Türkçede "kızıl" kullanılmıştır.

Lacivert: Farsçada koyu mavi renkli bir taş için kullanılan "lâciverd" kelimesinden geçmiştir. Eski Farsçada "lâjverd", Sanskritçede de "koyu mavi" anlamında "lajavarta" olarak geçer.

Mor: Farsça "demir pası" anlamındaki "mûr" kelimesinden gelmiştir.

Sarı: Eski Türkçe "sarı boya" anlamındaki "sarığ"dan gelmiştir.

Bej: Fransızcadaki "beige" kelimesinden gelmiştir. Bu ismi koyun yününün renginden almıştır.

Kahverengi: Bildiniz, "kahve"den. :) Farsça "gahvai reng"ten dilimize girmiş. Tembelliğe gelmiş gibi bu da... Kahve ne renk ki?

Gri: Fransızca "açık kül rengi" anlamındaki "gris"ten Türkçeye girmiştir.

Siyah: Farsça "kara" anlamındaki "siyâ"dan gelmiştir.

Beyaz: Arapça "beyâz" kelimesi "süt" anlamındadır. Aklık bildiren nitelemeler için de "beyaz" kullanılmıştır.

Siyah ve beyaz teknik olarak renk olmasa da bahsetmeden duramadım. İki kelime, iki kelimedir.
Hayatınız renk dolu olsun...

 

K A Y N A K : http://www.kelimelerinsoyagaci.com/2008/08/renk-isimlerinin-kkeni.html